İzmir Gazetesi

SERBEST CAGRISIM

E-posta Yazdır PDF

 
Dun aksam Iran asilli, Isvec´li belgeselci ve yönetmen Nahid Persson Sarvestani'nin yeni filmi "Kralice ve Ben"i izledim. Bu onun, izledigim ilk belgeseli degil. 2004 yilinda Iran'da cektigi " Örtunun Arkasinda Fuhus" isimli, bol ödullu belgeselini de gördum. Iran'da, en dusuk cezasi kirbaclanmak olan bu sucun, Mollalarca nasil da kilifina uydurulup, bir kac saatligine "yasal" hale getirildigine dair bir filmdi bu. Ve tabi asil kurbanlar Mina ve Fariba adli hayat kadinlarinin, kah umutla, kah umutsuzlukla surup giden hayatlari...
 
Bu filmden sonra Sarvestani, Iran'da, rejim karsiti, vatan haini ve royalist ilan ediliyor, havaalaninda Iran'a giris yaparken yakalanip, iki ay boyunca ev hapsine aliniyor. Iki ay sonunda "bir daha anavatanim aleyhinde film yapmayacagim" temali bir kagit imzalayip, saliveriliyor. Zamaninda Sah Reza'yi devirmek icin yaptiklarina ragmen, royalist olarak anilmak ona o kadar koyuyor ki; dusmaniyla yuzlesmeye karar veriyor. Pahlavi ailesinin surgundeki uyelerinden en simgesel olanini, yani Kralice Farah'i kendine kurban seciyor. Bir, iki gun bulusmadan sonra Farah'in sekreteri, Nahid'in Sah'i deviren devrimcilerden biri oldugunu ortaya cikariyor ve cekimler 6 ay boyunca kesiliyor. Neden sonra, Farah ikna oluyor ve cekimlere kaldiklari yerden devam ediyorlar...

Filmin bir sahnesinde Nahid, Farah’a nihayet, Sah’in politikalari hakkinda ne dusundugunu soruyor. Farah’in yaniti, ”Sah’in sahsi olarak yaptigi birsey degildi. O dönemin politikalari bunu gerektiriyordu. Sovyetler Birligi’nin tum gucuyle bölgeye hakim olmaya calistigi yillardi. O yuzden polisimize, askerimize ihtiyacimiz vardi. Ayrica o komunistlerin, devrimcilerin hepsi, devrimden sonra gelip Amerika’ya, ya da Bati Avrupa’ya yerlestiler. Hic birinin Sovyetlere ya da diger islam ulkelerine yerlestiklerini görmedim” oluyor.  Farah’in aciklamalari, eski dusmani Nahid’e sunlari dusunduruyor: ”Farah’in sözleri kulaga ne kadar dogal, mantikli ve kolay geliyor. Ama biz ezilenler ve devrim isteyenler icin durum bu kadar basit degildi ki”… Iste o an aklimdan gecen ilk dusunce, ”Acaba Kurtler de böyle mi hissediyor?” oluyor. Biz (her iki tarafin tuzu kurulari) sosyal, ekonomik, hatta istatistiksel aciklamalarla ugrasip, herseyi mantik cercevesine sokmak icin bogusaduralim, köylerinden kovalananlar ”bizim icin durum bu kadar basit degil ki” mi diyor?

 

Filmin son karesinde Nahid, Farah’a, cok ince ve kirilgan bir ses tonuyla, ”artik cekimlerin sonuna geldik. Film hakkinda ne dusunuyorsunuz? diye soruyor ve ekliyor: "Sahsen benim ,bu iki yil sonunda, sizinle ilgili dusuncelerim oldukca degisti, siz de ayni seyi söyleyebiliyor musunuz?” Farah'in yaniti, ”keske zamaninda daha cok cabalasaydik ve birbirimizi bu kadar yanlis anlamasaydik. Simdi siz de surgundesiniz, ben de” oluyor.

 

Bence bir insanin surgunde sayilmasi icin Farah gibi Fransa’da, ya da Nahid gibi Isvec’te yasamak zorunda kalmasina gerek yok. Kendini ait hissetmedigin, hissettirilmedigin surece, ayaklarinin kendi topragina basmasi, yine de surgunde oldugun gercegini degistirmez…

 

Eskiden (aslinda hala) genelde dogululari, özelde de Kurtleri kucumserdik. Bir Kurt ancak, kimliginden ,isteyerek ya da istemeyerek, siyrildiginda tarafimizdan kabul görurdu. Bu yuzdendir ki, bugun gösterdikleri ”curreti" bir turlu sindiremiyoruz. ”Daha dun elimizi öpenler, simdi basimiza cikti” lafi, sloganimiz oldu…O kadar cok sevmisiz el opturmeyi…Halbuki yan yana durmayi bilseydik ve bilmeyenlere ögretebilseydik, durum cok farkli olacakti… Ne kadar oyun oynanirsa oynansin, bir yerde bozulacakti…

 

Simdi ise hepimiz huzur özleminde, surgundeyiz….
 
 http://izmir.net.tr/images/stories/kbrs.jpg  

Üye Girişi

Anket

Körfez vapuruna ne ad konmalı?
 

E-Bülten

İzmir Gazete E-Bülten abonelik

Şu An..

Şu anda 14 ziyaretçi çevrimiçi

Share/Save/Bookmark