Deve, kültürümüze pek çok benzetmeyle girmiş arap coğrafyası kökenli evcil bir hayvan. Abartılar, deve ile benzetilerek anlatılır. Devede kulak, deveye hendek atlatmak, deveyi havuduyla yutmak, deveyi düze çıkarmak; zor olayları betimlemek için kullanılan deyimlerimiz. Kültürümüzde kan kelimesi de önemli bir yer tutar. Kan akıtmak, kanı kaynamak, kan gütmek, kana susamak, kanı kaynamak, kanına girmek, hareket olgusu içeren olayları tanımlar. Öyle ki, zor eylemlerin başarılması için, mecazi anlamda "bu iş hele bir olsun, sonunda deve keseceğim" gibi deyimler de sık kullanılır. Kültürümüzde "kurban etmek" hele de bunu abartılı bir şekilde yapmak için, deve kesmekten başka yol, yok gibidir. Horoz, koyun, dana da kesilir ama deve kesmenin hepimizin üzerinde çok ayrı bir etkisi vardır. Zenginlik, güç, diyet göstergesidir. Hayırlı sona ermesi istenen işler için aslında çok da masum ve iyi niyetli eylemlerimiz de var bizim kültürümüzde: "Sıcak ekmek dağıtmak, aç doyurmak, lokma döktürmek, aşure helva dağıtmak" gibi. Türk Hava Yolları bünyesinde meydana gelen ve "Yok deve" başlığıyla gazetelere manşet olan örnek olayda da bu kültürün marjinal bir yansımasını gördük tüm dünya medyasıyla birlikte. Başa bela olan kiralık İngiliz malı RJ tipi uçakları geri verdiğimizde, uygunluğu tartışılan bir eylem ortaya kondu ve hava alanında apron denilen uçakların yanaştığı, girilmesi yasak olan gümrüklü alanda, uçak yolcularının gözü önünde, "deve kanı" akıtıldı. Uçakların iadesi olayının önemine de birilerine göre ancak "deve kanı akıtmak" yakışırdı. Yoksa sıcak ekmek dağıtmak, lokma döktürmekle bu işin önemi yeterince vurgulanamazdı sanırım. Kültürümüzü uluslar arası ortamda olumsuz propagandaya alet edecek daha başka eylemler de yapılabilir. Neyse ki biz bu işi "şimdilik" bir deveyle atlattık. Daha doğrusu sadece deve kesmekle, "deveyi düze çıkarmış" olduk. Düşünün bir kez; ya yüzlerce THY çalışanı, yolcusu beş vakit namazını da kıbleye secde ederek apronda kılmaya kalksaydı? Ya da kurban bayramında apronda binlerce koyunun, dananın kesildiğini görseydik? Kültürün marjinal yanlarını göstere göstere ortaya koymak, aslında "kara cehaletin ve toplumsal sorumsuzluğun" örneği. İlginç bir durum da, "deve kesme" eyleminin fikir babası ve sahibi olan THY yetkilisinin görevine son verilince, adamcağız hemen izne çıkmış. Ben onu umreye falan gitmiştir zannederken inanç kültürüne bağlı bu yurttaşımız tatil için Londra'ya seçmiş. İlginç değil mi? Herhalde kurban bayramına Londra'da Noel kutlamalarıyla birlikte girmeyi planlamış olmalı. Son yolculuğumda Fransa'ya uçmak etmek için Atatürk havalimanı yolcu salonunda beklerken, çarpıcı bir olayla karşılaştım. Yüzlerce umre yolcusu yurttaşımız; kadınlarımız başı örtülü bir kenarda, hemen yanında da erkekler; haremlik selamlık oturmuş, uçuşlarını bekliyorlardı. O da ne? "Müslüman umre yolcusu" erkek yurttaşlarımızdan biri, herkesin içinde ulu orta elbiselerini çıkardı, salonun orta yerinde çorap, don ve atletle kaldı. Çeşitli milletlere mensup uçak bekleyen yüzlerce turist ve umre yolcusu müslümanlarımızın içinde, beyaz ehramı (arapların giydiği çarşaf gibi bir üst örtüsü) üzerine geçirdi ve önce fanilasını sonra altını yani külodunu fora etti. Tam yanında bulunan onlarca müslüman kadınımız, bir o kadar da müslüman "umreci" erkeğimiz bu olayı hiçbir tepki vermeden gayet normal bir şekilde algıladılar, Diyeceğim o ki; biz gene de bu olayda, bir deveyle ucuz kurtulmuşuz. Nasıl olsa o "devecik" o gün olmasa da, bir kaç hafta sonra, kurban bayramında aynı yolun yolcusu olacaktı. Siz siz olun, develerin başını çeken eşeklerden asla umudunuzu kesmeyin! Ne varsa yurdumun aziz ve sevimli eşeklerinde var. Deve işi, arap işi. Eşek işi, Türk işi. 19 12 2006





