İzmir Gazetesi

İzmir Gazetesi Bülent Turan Bir masal: "Hayvanlık sizde kalsın"

Bir masal: "Hayvanlık sizde kalsın"

E-posta Yazdır PDF

(Önemli not: İzmir hayvanat bahçesinde 60 yıldır çağdışı dar bir alanda beton zemin üzerinde topraktan ağaçtan her türlü canlıdan, sudan uzak yaşamak zorunda bırakılan Pak Bahadur adlı yaşlı tutsak fil, kafesinde uyuşturularak ölmeden 16 gün önce 4 temmuz 2007 günü yazılmış bir köşe yazısıdır. Bu nedenle özel bir anlamı ve tarihi değeri vardır.)

 

Gavur İzmir'in müebbete mahkum edilen tutsak yaşlı fili Pak Bahadur'un, aşırı sıcaklardan dolayı dengesi iyice bozuldu.
Ona yaptığım ziyaret sonrası aramızda geçen kısa sohbeti, aşağıda okunacağı şekilde bir masal olarak kaleme aldım.
Masal bu ya; isteyen üzerine alınır, isteyen de "masal" der, güler geçer.
...
İzmir Kültürpark'taki Hayvanat bahçesi, Sasalı'da daha büyük yeni yerine taşınınca, eski hayvanat bahçesindeki bütün kafesler boş kalır. Bu arada, yerel seçimler yapılmış, seçim sonucunda belediye meclisinde, hayvanseverler iktidara gelmiştir.
Yeni Büyük Başkan, gerçek bir hayvan dostuydu. Hatta etrafta, seçilen bu yeni başkanın, hayvanlarla konuşabildiği bile söyleniyordu.
...
Yeni Büyük Başkan'ın yaptığı ilk iş, İzmir Hayvanat Bahçesi'ni SİT alanı ilan ettirmek oldu. Elbette, 1936 yılından bu yana zavallı hayvanlar için bir esir toplama kampı, bir hayvan hapishanesi olan bu yer, gelecek nesillere bir zulüm müzesi olarak korunup aktarılmalıydı. 
Evet, eski hayvanat bahçesi SİT ilan edildi, korundu ama bu işte bir eksiklik vardı. Kafesler boştu. Kafesler boş olduğu için kimsenin de ilgisini çekmiyor, ziyaretçisi pek fazla olmuyordu. Bunun üzerine yeni Büyük Başkan düşündü taşındı ve eski hayvanat bahçesinde yaşamış olan aslan, kaplan, zürafa, keçiler, şempazeler ve filleri bir araya topladı.  Onlardan görüş istedi:
"Arkadaşlar, ne yapalım da ziyaretçi çekebilelim bu müzeye" diye hepsine sordu.
Hayvanlar da yeni Büyük Başkan'a şu önerilerde bulundular:
Aslan:
"Benim kafesim güneye bakıyordu. Çok da küçüktü ve zemini de betondu. Bütün gün sıcaktan güneşten kavruluyordum. İçerdeki oda da çok küçüktü. Zaman zaman çektiğim ızdıraptan dolayı  'illalah - illallah' diye bağırıyordum. Ama, bir ara 'Allah - Allah' diye bağırdığımı sanarak beni dinlemeye gelen bir sürü ziyaretçim olmuştu. Benim önerim; benim o eski kafese, bu yalan haberi çıkaran televizyon muhabirini kapatmak ve kafesin üzerine de, 'medya maymunu' diye yazmak"
Şempanze:
"Aaa, çok haklısın yapsınlar vallahi. Benim önerim daha farklı. Eski kafesimdeyken, kafesimin önünden gelen geçen ziyaretçiler bana çiğdem çekirdek fıstık falan atardı. Önlem alınmadığı için kafesimin içine atılan bu çerezleri yedikçe midem bozulur ishal olurdum. Pembe kıçım, ishal nedeniyle sık sık basur yaralarıyla dolardı. Benim önerim, eski maymunlar kafesine, daire başkanını kapatmak. Kafesin üzerine de ne yazarlarsa yazsınlar. En büyük isteğim fıstık çiğdem çekirdek atmak ve kafesin öte yanından onun ishal olmuş halini izlemek olmalı."
Fil Bahadur:
"Arkadaşlar biliyorsunuz ben İzmir'in yaşayan en eski hemşerisiyim. Ancak bugüne kadar değil beni yönetenler için oy kullanmak, 50 küsür yıldır 50 metrekare beton zemin dışına bile çıkamadım. Bana hemşerilik beratı da verdiler. Benim önerim, benim kafesime eski başkanı kapatmak. Böylece o da neler çektiğimi görür yaşar. O topraksız beton zemin üzerinde romatizma olur, geceleri de duvardaki sivri çivilerden demirlerden dolayı benim gibi hiç uzanıp yatamaz ve her gece ayakta uyumak zorunda kalır inşallah. En büyük zevkim de, onu güneşin altında hortumla sulamak ve ara sıra ödül olarak su kabağı vermek olmalı."
Diğer hayvanları da dinleyen Büyük Başkan, son sözü söyledi:
"Arkadaşlar hepinizi dinledim. Sizlere yapılan zulümleri artık geride bıraktınız. Şimdi hepiniz özgürsünüz. Olumsuz dileklerde, önerilerde bulundunuz. 
Bence bırakın, 'hayvanlık sizde kalsın'.
Bu eski hayvanat bahçesini yıkmaya karar verdim.  Artık çektiğiniz zulümlerin, esaretin izleri kalmasın bu dünyada. Geleceğe bakalım hep birlikte. Hayvanat bahçesi yıkılınca ortaya çıkan alanı da fidanlık yapalım. Dünyanın çeşitli ülkelerinden, sizin atalarınızın yaşadığı diyarlardan gelecek fidanları dikelim buraya. Ağaçlandıralım burayı ve geçmişin ayıbını, günahını yeşil ağaçların gövdesi, gölgesi örtsün yok etsin."
...
Böylece Gavur İzmir'de yepyeni bir dönem başladı.
Kültürpark yemyeşil oldu.  Araçların girişi engellendi. Bir cennet bahçesi haline geldi. Kentteki çukurlar kapatıldı, üzerilerine ağaçlar dikildi. Yarım kalan viyadükler söküldü, yerine fidanlar dikildi. Kent denizle barıştı. Körfezin her yeri marinalarla, teknelerle doldu. Betonarme yapı yasağı geldi. Apartmanlar yıkıldı, az katlı yapılar yapıldı. Yeşil alanlar artırıldı. Tramvaylarla doldu bulvarlar. İnsanlar mutlu ve güleryüzlü oldu. Sokak işgalleri kaldırıldı. Bir masal da böylece bitti. 
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...
Masal bu ya; isteyen üzerine alınır, isteyen de "masal" der, güler geçer.
4 Temmuz 2007,
Gavur İzmir

 

Yorum ekle


 http://izmir.net.tr/images/stories/kbrs.jpg  

Üye Girişi

Anket

Körfez vapuruna ne ad konmalı?
 

E-Bülten

İzmir Gazete E-Bülten abonelik

Şu An..

Şu anda 13 ziyaretçi çevrimiçi

Share/Save/Bookmark