18 Temmuz 2007, İzmir
(Bu köşe yazısı, Pak Bahadur'un ölümünden 3 gün önce yazılmıştır)
Henüz geçen hafta yanındaydım onun.
Beni tanıyamadı belki de.
Belki tanıdı da, bir işaret verecek gücü, takatı kalmamıştı.
Orada taş duvara dayanmış, öylesine duruyordu.
Gözleri, sabit bir noktaya bakıyordu.
Neler düşünüyordu kimbilir?
...
En son ona, "Hayvanlık sizde kalsın" demiştim. "Affedin size eziyet çektirenleri" demiştim tüm hayvanat bahçelerindeki tutsak hayvanlardan.
"Bir masal - Hayvanlık sizde kalsın" başlıklı yazımda.
...
Şimdi öleceğini duyuruyorlar.
Belediye, resmi bülten çıkarmış gazetelere. "Pak Bahadur ameliyat edilecek, ölebilir" diye.
Almanya'dan iki veteriner çağırmışlar hemen.
Ne zaman gelirler, ne yapabilirler, nerede kalırlar, kaça malolur onları ağırlamak?
O kadar para harcıyorsunuz da, bir kaç kamyon toprak dökmemek için kafesine, neden hala inat ediyorsunuz?
Kafesini genişletmemek, suya hasretini giderecek küçük bir havuz yapmamak için neden hala inat ediyorsunuz?
Ona hayatında dokunabilen tek canlı olmam için neden izin vermemekte inat ediyorsunuz hala?
...
"Lila" ile tanıştırmak istemiştim onu.
Onun için o gün, yanına Lila ile birlikte gitmiştik.
Lila benim sevgili köpeğim. Altı aylık bir dişi Labrador Retriever.
Lila uzun uzun bakmıştı Pak Bahadur'a.
Bakıştılar karşılıklı uzun bir süre.
Ne diyordu müzisyen Mahmut Yalay, Pak Bahadur için yazdığı şarkıda?
" İnsan düşünür acaba kafeslerin dışımı esas hapis?
Yoksa Bahadır mı acır bize baka baka.."
...
Pak Bahadur ölüyor...
Resmi belediye bülteniyle duyuruyorlar ölmekte olduğunu.
Bir af bile dilemeden ondan. Sıradan, günlük bir basit olaymış gibi.
...
Resmi bir ajans bülteni daha geçecekler az sonra, "Pak Bahadur öldü" diye.
Yapabileceğim ne var ki şu anda?
Onu bir kez daha görebilmek, insanlık adına ondan af dilemek ve ona sadece "ELVEDA" diyebilmekten başka?
...
ELVEDA Pak Bahadur,
Elveda, en baba fil...
Elveda, derin bakışlı yaşlı efe...
ELVEDA SANA
...
18 Temmuz 2007, İzmir
Pak Bahadur şarkısı
Yer İzmir fuarı
Yer hayvanat bahçesi
'Hayvanı hapse at' bahçesi
Çocukluğumdan beri var kafesler
Uzun zaman sonra baktım hala beslerler
Hala aynı kelleşmiş tepeli akbaba
Depresyonun tillahında deve zürafa
Ey bahadır sen çok eskilerden
Sen en baba fillerden
Nerden bilecektin izmiri
Derin bakışlı yaşlı efe
Askerler şimdengeri
Salıverin filleri
Yanına eşini getirmişler
Betona çıkmışdınız geçen gün volta atıyordun sen
Kakanın etrafından sınırdaki sivri demirlere gidip gelip
Kankan da bakıyordu sana garip garip
Eminim bakıcın çok sever seni
Acırlar haline ama ne etmeli?
Hayvanat derler size
Sanki sen bir bitki ,zerzevat
İnsanın aklına ilk gelen şey azat
Ama naparsın sen artık bahadır koparıldığın ormanına bile bırakılsan
Burası bibakıma evin senin artık
Yolun sonunda da olsan
İnsanın insana yaptığı zulmu hatırlatır
Her derin bakışın bize volta atarken
Ey hayvanat ey zebra ey eşek at
Askerler şimdengeri
Salıverin filleri
Askerler şimdengeri
Salıverin filleri
Sanki Timurleng in son fili
Hala beslemeye çalışır bu halk
Sanki medeniyetin son dişi
Üzülme hapiste de olsan bu senin de dünyan, ayağa kalk.
Fosil der bu hayvanlar eziyet altında
Bundan böyle olmasın burda böyle bir manzara
İnsan düşünür acaba kafeslerin dışımı esas hapis?yoksa Bahadır mı acır bize baka baka..
Askerler şimdengeri
Salıverin filleri





