Kese kağıdı, file, sepet.
Bu isimler size tanıdık geliyor mu? Artık gündelik yaşamda kullanamadığımız bu araçlar, size sadece geçmişi mi hatırlatıyor?
Haklısınız “POŞET” kavramı gündelik yaşamımıza öylesine girdi ki, yaşamlarımız poşet içine hapsedildi. Çocuklarımız kese kağıdını, fileyi, sepeti tanımıyorlar bile.
Kese kağıdı, gereke gazete kağıdından yapılmış, gerekse de sarı saman kağıdından yapılmış olanlar. Tamamen geri dönüşümlü ve sorunsuz torbalar. Çeşitli ebatlarda evde kendinizin bile üretebileceği, kağıttan torbalar. Artık günlük yaşamda kese kağıdı kullanamıyoruz. Yaşamımız POŞET içine hapsedildi çünkü.
Fileler ipten örme olarak yapılmış ideal ergonomik bir taşıma aracı. İçinde taşınan eşyanın ağırlığı ve hacmine göre şekil alabilen, içi boş olduğunda katlanıp, büzüştürüp cebimizde taşıyabileceğimiz ve tekrar tekrar kullanabileceğimiz torbalar. Artık fileleri unuttuk. Yaşamımız POŞET içine hapsedildi çünkü.
Sepetler çarşıya pazara giderken kolumuza taktığımız, dayanıklı ve sürekli kullanabildiğimiz ekolojik bir çeşit torba.
Darebelere dayanıklı, taşıması kolay, hafif, ekolojik, doğal malzemeden üretilmiş, bitkilerden örmeyle yapılmış, emektar sepetçi ustalarının elinden çıkmış “hand made” (el yapımı) taşıma araçları.
“Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma” gibi manilere de konu olmuş.
“Folyo folyo yumurta, sakın beni unutma” gibi bir mani de hala bize yabancı geliyor değilmi?
Ancak artık el yapımı örme sepetler yok. Market arabaları var. Tekerlekli, çelikten mamul, kendi malınız olmayan.
Artık “sepet” yok günlük yaşantımızda.
“Sepetçioğlu, sepetini satamamış!” Sepetçi ustaları da artık yok. Sepetleri unuttuk. Yaşamımız POŞET içine hapsedildi çünkü.
Poşetler, günlük yaşamımızı tamamen kaplamış, hammaddesi plastikten ve genellikle tek kullanımlık, geri dönüşümsüz torbalar. Plastik, doğa içinde ancak 150 yılda yok olabiliyor. Yurtdışında poşetler, delikli olarak kullanılıyor ve üzerinde “dikkat ediniz, çocuklar başına geçirdiğinde havasızlıktan boğulabilir!” diye uyarı yazıları ve işaretleri mevcut. Geri dönüşümsüz, tehlikeli, doğal değil. Adı bile yabancı kökenli. “POŞET”, hiç de bizden değil.
Ancak ne yazık ki, yaşamımız “POŞET” içine hapsedildi.
NOT: Bu yazı ilk kez, 1 Ekim 2004 tarihinde Haber Ekspres Gazetesi'ndeki AYRINTI adlı köşemde yayımlanmıştır.





