
Bir büyüğümüz İzmir için bir iki laf ederken, laf arasında da İzmir'i; "...nur topu gibi bir çocuk ama burnu akmış kir pas içinde..." diyerek eleştirmiş. Dünyanın en eski kentlerinden biri olan 7-8 bin yıllık uygarlık beşiği bir kenti "nur topu gibi bir çocuğa" benzetmek ve hatta "burnu akmış, kir pas içinde" yakıştırması yapmak ancak kişisel yorum kalitesi olarak değerlendirilebilir. Eğer İzmir, "nur topu gibi sümüklü bir çocuk" ise, "Van'ın Gürpınar ilçesine" de ne demeli, bunu kestiremiyorum doğrusu.
Eğer İzmir ille de bir şeye benzetilecekse, ben bu kenti ancak bir kadına benzetirdim. Tıpkı Istanbul gibi.
Amazonların kurduğu rivayet edilen İzmir (Smyrna) olsa olsa, ancak bir "savaşçı Amazon kadını" olurdu benim için.
Erkeklerden ayrı yaşamayı seçmiş olmalarının nedeni de, önemli bir konu. Üçüncü bin yılın henüz başlarında iken, hala kadın erkek ilişkilerinin sağlıklı yürütülemediği nasıl ki kabul edilen bir gerçeklik ise, erkek egemen bakış açısıyla bir kente "sümüklü çocuk" muamelesi çekilmesi de, bunun somut bir göstergesi değil mi?
İnsanlık tarihi içinde, birbirlerine hayatı zehir eden kadın erkek ilişkilerinde tek çıkar yolu Amazonlar bulmuşlar, erkeksiz ve onlardan uzak yaşamayı seçerek. Özgür, savaşçı ve bağımsızlıklarına düşkün bir femen toplum yaratmışlar binlerce yıl önce.
Madem ki İzmir'i savaşçı Amazon kadınlarına benzettim, bunları da kısaca tanıtmam gerekir diye düşünüyorum:
Amazonların Anadolu'nun Pontus bölgesinde yaşadıkları söylenir, Mitolojide Pontus, Türkiye sınırları içinde Karadeniz kıyısındadır. Burada kraliçeleri Hippolyta önderliğinde bağımsız bir krallık kurarlar. Amazonların birçok kenti kurdukları iddia edilir, bunlar arasında Ephesus, Sinope, Paphos ve Smyrna sayılabilir. Ünlü tarihçi Herodot, Amazonları "erkekleri öldürenler" anlamına gelen androktones olarak tanımlamaktadır. İskit dilinde de kendilerine oiorpata denmektedir. Bazı efsanelere göre Amazonların erkeklerle cinsel ilişkiye girmesi kesinlikle yasaktı ve Amazon bölgesinde erkekler yaşayamazdı. Ancak soylarının devamı için Amazonlar komşu kabile Gargareanlar'ı yılda bir kez ziyaret ederler, doğan çocuklardan erkek olanlar ya babalarına gönderilir ya da öldürülürdü. Kız çocuklar annelerince büyütülür ve tarım, avcılık, savaşçılık konularında yetiştirilirlerdi. Amazonlar Büyük İskender zamanında da tarih sahnesine çıkarlar. Tarihçilerden bazıları Amazon Kraliçesi Thalestris'in kendisini ziyaret edip ondan bir çocuk sahibi olduğunu yazmıştır.
Erkek egemen anlayış; "Amazon İzmir"i bir kadına benzetme yürekliliğini gösteremeyip, ancak "sümüklü bir çocuğa" benzetiyorsa, Amazonların erkek egemen düşünce yapısı üzerinde oluşturduğu korkunun günümüze kadar yansıması devam ediyor demektir.
Unutmayın ki, kutsal Anadolu topraklarının tarih içindeki en büyük tanrıçası "Kibele" idi.
Ay ve savaş tanrıçası Artemis ile, ilk kadın filozof, Aspasia'yı da unutmayalım.
Kadınsız olmayın, ama kadınlardan da korkun.
Amazonlarla başa çıkamazsınız.






