İzmir Gazetesi

İzmir Gazetesi Kent PATLICAN KABUĞU DEĞİL, KİMYASAL ATIK

PATLICAN KABUĞU DEĞİL, KİMYASAL ATIK

E-posta Yazdır PDF


Off Karadeniz filminin senaryosunu yazmak için gittiğim Of’da mahkemeye ne tip davaların geldiğini merak etmiştim. Of’dan Almanya’ya kadar uzayan eroin mafyasını çok duyuyorduk, hatta Kuşadası’nda yazlık komşum kendisinin Of mafyasından olduğunu ve Almanya’da hapis yattığını övünerek söylüyor ve zaman zaman tehditvari tavırlar takınıyordu.


Benim amacım ise filmde bunun tersini göstermek, Of’un ürpertici bir yer olmadığını, önyargılı davranmamak gerektiğini, mafya olayının sadece kötü bir etiketleme olduğunu anlatmaktı. Orada görülen davaların da her yerdeki benzerinden farklı olmadığını vurgulamak istiyordum. Yani kişisel hasımlıklar, kız kaçırma, arazi ve miras bölüşümü, birinin tarlasına öbürünün hayvanının girmesi gibi Karadeniz’in klasik konuları.


Ama dinleyici olarak girdiğim ilk duruşmada şaşırtıcı bir davayı izledim. İki Of’lu sade vatandaş evlerinin önünden kamyon kamyon denize doldurulan çöplerden şikayetciydiler. Bir çevre davası açmışlardı.


Mahkeme çıkışında bu iki davacıyla deniz kenarını görmeye gittim. Gerçekten manzara berbattı. Ama davacılardan biri bunun hiç bir şey olmadığını, asıl ormandaki durumu görmek gerektiğini söyledi. Birlikte oraları da incelemeye gittik. Dağın tepesinde ormanın ortasına devasa bir çukur açılmış ve içi her tür katı ve sıvı atıkla doldurulmuştu. Etrafı dikenli telle çevrili bölgeye yaklaşmamız oradaki güvenlikçileri rahatsız etti ve bağırıp çağırarak fotoğraf çekmemi engellemeye ve bizi uzaklaştırmaya çalıştılar.


Bu çukuru ve olayı senaryoya dahil ederken daha fazla üstüne düşme gereği duymadım, çünkü film nihayetinde bir belgesel değil, sinema için yapılacak bir komediydi ve dozu da ancak belirli bir seviyede kalırsa anlatacağım şeyi dinletebilirdim. Üstelik bu çöp konusunun tamamen yasal bir iş olduğu, belediyelerin ortak bir ihaleyle çöp işini belirli firmalara verdikleri ve bu yeri onlara tahsis ettikleri söyleniyordu. Ben bu durumda sadece çevrenin ne hale getirildiğine dikkat çekecektim.


Buna hayal gücüyle bir de mafya olayı katarak biraz daha ilginç kılmaya çalıştım. Amaç yine bir yerde mafyanın oradan çıkmadığını, İstanbul’dan geldiğini vurgulamaktı. Hem de mafya olayını daha çok karikatürümsü bir havaya sokmak istiyordum, çünkü garip bir şekilde ülkemizde mafya kelimesi artık pozitif bir anlam içermeye başlamış ve ‘’mafyacılık’’ neredeyse saygın bir iş gibi görünür olmuştu. Herkes filmde bir mafya babası rolü oynamaya hevesleniyordu. Bu durumda alışılagelmiş korkunç ve güçlü bir uluslararası organizasyonun başı yerine daha yerel, daha şapşalca, yani pek ciddiye alınamayacak, pek özenilemeyecek bir ‘’mafya’’ tiplemesi yaratmak istedim.


Ama çekimlere başladıktan sonra kameramanla sözkonusu yere geldiğimizde şaşkınlığa uğradık. Koca bir kimyasal atık tankeri önümüzden geçerek ormanın ortasındaki çukura doğru yöneldi. İlk geçen tankerden sonra ikinciyi kaçırmayıp yakalayabilmek için koştururken bir de baktık onun ardından bir üçüncüsü geliyor, hemen ardından bir dördüncüsü, beşincisi. Daha önce buralara birlikte geldiğimiz Of’lu davacı altımızdaki iki şeritli asfalt yolun sırf bu iş için yapıldığını söylediğinde pek ihtimal vermemiştim. Ama bu tanker trafiğini görünce yolun pek de boşuna yapılmadığını anladık.


Yukarıda ormanın ortasındaki devasa çukurun içinde iş makinaları harıl harıl çalışıyor, kamyonlardan boşaltılan katı atıkları sıkıştırıyorlardı. Kimyasal atıklar ise başka bir çukurda toplanmış ama ormanın her tarafına da parça parça yayılmıştı. Çukurun hemen yanıbaşındaki güzelim bir köy evi artık pis kokudan oturulamayacak hale geldiğinden terkedilmişti. Ama çok yakınlarda insanların hala yaşadıkları ve terkedemeyecekleri bir köy vardı.


Gerilla yöntemiyle çekebildiğimiz görüntülerin ne yazık ki pek azı kullanılabilecek nitelikteydi. Ancak birazını filme alabildim, zaten konu tek başına bunun üzerine değildi.


Ama çöp işine (ve İkizdere’deki HES’ler konusuna) bu kadarcık kıyısından köşesinden dokunulması bile bir takım yerleri rahatsız etti. Daha önce sponsorluk için çok hevesli görünen bazı kurumlar senaryoyu okuyunca telefonlara bile çıkmaz oldular. İlk görüşmemde orada film yapma haberini heyecanla karşılayan Of kaymakamı, çekimden hemen önce ziyeretine gittiğimde ise ‘’ben burada film milm istemiyorum’’ diye kapı dışarı etti. Çekimler ve montaj bittikten sonra ise dağıtım ve tanıtım konusunda destek istediğimiz Karadeniz’li iş çevreleri ilkin olaya ilgiyle yaklaştılar, ama filmi görünce bir daha cevap bile vermez oldular. Afişlerimizin asılması için belediyelerin kullanımına ayrılmış ilan panolarından yararlanabilme sözü almıştık, ne var ki bu panolara asılacak reklamlar kaymakamlıkların onayından geçiyormuş ve bizim afişler ortadan yokoldu.


Yine her şeye tesadüfler zinciri diye bakarken geçenlerde Napoli’deki çöp mafyasıyla ilgili bir belgesel izledim. Çağımızın büyük çevre sorunlarından biri olan atıkların yokedilmesi işine elatmıştı İtalyan mafyası. Ve yoketme yöntemi de çok ilginçti: atıkların yarı yasal yarı yasadışı ve gizli yollarla başka bir ülkeye ihraç edilmesi. Nereye dersiniz? Geri kalmış, uzak bir Afrika ülkesi mi? Hayır, Almanya’ya ! Çevre konularında duyarlılığı neredeyse bir din haline getiren, müthiş titiz Almanya’ya. Ve yapılan araştırmanın sonu Almanya’da kalın bir sır perdesinin ardında kayboluyordu.


Bir zamanlar Türkiye’de basın Karadeniz’de sahile vuran zehir dolu varillerle ilgilenmişti. Tabi varillerin sahibi bulunamamıştı. Şimdi Of’daki ormana kamyon kamyon, tanker tanker taşınan katı, sıvı, kimyasal, medikal atıkların gerçek sahipleri bulunabilecek mi acaba? Bunlar nereden geliyor merak ediyorum. Karadeniz’deki belediyelerin veya onların ortak ihaleyle bu işi verdikleri şirketlerin ne yaptığını biraz daha yakından gözlemlemek gerek. Bu kaymak gibi asfalt yol sadece Karadenizli’nin çöp kovasına attığı mısır püskülü, patlıcan kabuğu, hamsi kılçığını ormandaki çukura gömmek için yapılmadı herhalde. Sabahtan akşama kadar bu yolda işleyen kimyasal atık tankerleri kimin atığını taşıyor? Bu kadar kimyasal atığı Karadenizli nerede ve nasıl üretti?


Ey halkın oylarıyla işbaşına gelmiş belediye başkanları, sizi seçen halkınıza bir açıklama yapın.


 

Yorum ekle


 http://izmir.net.tr/images/stories/kbrs.jpg  

Üye Girişi

Anket

Körfez vapuruna ne ad konmalı?
 

E-Bülten

İzmir Gazete E-Bülten abonelik

Şu An..

Şu anda 14 ziyaretçi çevrimiçi

Share/Save/Bookmark