İstanbul bugün soğuk ve yağışlı.
İstanbul bugün daha kalabalık
İstanbul’da yine trafik akmıyor.
Ben arabanın içinde, dışarı da ise delice yağan yağmur...
Eve gitmek için sabırsızlanırken, bir çocuk arabamın camına yanaşıyor. Küçücük elleri ile satmaya çalıştığı mendili uzatıyor. “Alır mısın abla?” diyor.
O anda içim CIZZZ ediyor.
Soğuktan kızarmış burnu, kirpiklerinden akan yağmur damlalarına aldırmadan gülüyor..”Beni birine mi benzettin, neden susuyorsun?” diye soruyor.
Susuyorum küçüğüm susuyorum, çünkü adaletin bu mu dünya diyorum içimden… O tekrardan “Peki mendil alacak mısın?” diyor.
Bense ona, “Senin bu saatte, yağmurun altında ne işin var? Evde olman gerekir. Bak burnun da akıyor, hasta olacaksın” diyorum.
O ise “Sağol abla, ama kardeşlerime bakabilmek için çalışmam gerekiyor.” Cevabını veriyor.
Haksızlık bu, küçücük beden nasıl dayansın bu soğuğa, hele bu yaşta, Allah’ım bu ne biçim adalettir..
O da yaşıtları gibi bahçede oynaması gerekirken, soğuktan donan elleri, ıslanan üstüne aldırmadan gurur duyarak çalışıyor.
İlk defa trafiğin akmadığına sevindim.
“Kaç yaşındasın?”
“On”
“Okula gidiyor musun peki?”
“Evet” diyor yorgun bedeniyle,
“Ne olacaksın?” diyorum.”
“Başbakan”
“Nerden çıktı bu??” hiç beklemediğim bir cevap olduğundan şaşırıyorum.
Bu arada trafik az da olsa ilerliyor. O da benim gibi bu sohbetin bitmesini istemiyor. Akan trafikte bana yürüyerek eşlik ediyor.
“Her şeyi değiştirebilmek için. Yoksullara yardım edebilmek için…”
İşte o anda kelimeler boğazıma diziliyor. Cevap bile veremiyorum.
“Al ablacım bu mendil benden sana” diyor cömertçe
Gülümsüyorum, içimden de ona para vermek geçiyor. Ama sonra bu kararımdan vazgeçiyorum. Çünkü o gururlu bir genç. Onu incitmekten korkuyorum.
“Gel bir anlaşma yapalım. Bu mendillerin hepsini satın alırsam, sen evine gidecek misin?” diye soruyorum.
“Evet” diyor parlayan gözlerle,
“O zaman hepsini alıyorum” diyorum.
O ise sevineceğine durgunlaştı. “Ne yapacaksın bu kadar mendili?” diye sordu.
İçimden, “Ne akıllı bir çocuksun sen!!” dedim. Aklıma gelen ilk pembe yalanı söyledim. “Okula götüreceğim. Çocuklara dağıtacağım”
Sevinç ile elindeki tüm mendilleri verdi.
Ardından da “Ben hep buradayım” diye ekledi.
Ben akmayan trafikte ilerlemeye çalışırken, o arabaların aydınlattığı cadde de gözden kayboldu. Bir daha ne ben onu, ne de o beni görebildi….
İstanbul, bugün soğuk ve yağışlı..
İstanbul, bugün daha kalabalık
İstanbul’da yine trafik akmıyor..






