Başlığa bakınca, kaşlarınızı kaldırıp derin derin burnunuzdan soluduğunuzu görür gibiyim. Tamam, 29... Farkında değilsiniz belki ama uzunca bir zamandır bu sayı arttı. Nasıl anlatsam, bilmem ki...Örneğin bazı harfler birden fazla görev yüklenir, hatta gayrimeşru evlilikler yaparken, bazıları da bizce ve kendilerince hiç bir neden yokken yamak gibi kullanılır oldular. İleride bunu açıklamaya çalışacağım. Ama öncelikle Beyoğlu’nun ara sokaklarından birinde yaşadığım bir deneyimimi aktarmak istiyorum. Kapısının üzerinde “CAFE” yazan bir kahvenin karşısında durup oradan geçen 7-8 kişiye yazıyı okumalarını rica ettim. Genci, yaşlısı, tabii önce garipseyerek baktılar bana. Deli muamelesi görmeyi göze almıştım çoktan. İki yaşlı dışında, hepsi bu isteğimi tuhaf karşılamakla birlikte nedenimi sormadan, “KAFE” diye okudular. Benim:”Ama bu C...” diyerek üstelemem, küçümseyen bakışları davet etmekten başka bir işe yaramadı. Bu deneyim sonucunda, “C” harfinin ayrıca, yerine göre, “K”nin de işlevini üstlendiğini saptamış oldum. Sıra “CENTER’ e gelmişti. Bunda da bir-iki kişi dışında, herkes “SENTIR” diye okumuştu. “C”nin yükü iyice artmıştı, çünkü bu kez de “S” ye dönüşmüştü. Bu durumda iki “S”miz olduğunu da bir kenara yazalım.Tabii “E” nin de “I” sesi verdiğini unutmayalım. “C”nin başına gelenler bununla da kalmıyor ne yazık ki. Hergün CHAT’leşenler, “CH”yi “Ç” olarak okumakta bir an bile tereddüt etmiyorlar. “CH” doğma büyüme “Ç” sanki. Peki “SH” birleşmesine ne demeli? O da doğma büyüme “Ş” muamelesi görüyor. “H” ise hep araya kaynatılarak yok sayılıyor. Sahi ne yapıyor “H” ? Onun başına gelenlere üzülmemek elde değil. Sesi soluğu çıkmıyor inanın! H - ELAL olsun! İyi dayanıyor doğrusu kendisine yapılanlara.
Yukarıda anlattığım deneyimi bir de “SHOW” da yaşadım. Hiç kimse “SIHOV” filan demeyi denemedi. Herkes ağız birliği etmişcesine “ŞOV” diye okudu. Yani “S” ve “H” evlenip, dilimize yeni bir “Ş” kazandırmışlardı. Bu arada “W”yu da bildiğimiz “V” ye dönüştürmüştük. Laf aramızda, aralarındaki farkı da inanın anlayamıyorum. Lisedeyken bir ingilizce hocamız israrla bizim dilimizde de “W” harfinin olduğunu söyler, örnek olarak da “kavun” daki “v” yi verirdi. Tınısı “W” gibiymiş. Tabii bu arada “ e-MAİL”i unutmayalım. Bu sözcük var ya bu sözcük! Ne desem bilmem ki...Neler yaptığını anlatmakta zorlanıyor insan inanın. Önce bildiğimiz “A” yı “E” yapıyor, o da yetmiyor “İ” yi “Y” ye dönüştürüyor. Sorun büyük. Çünkü “İ” tek başına mı “Y” oluyor, yoksa “A” nın yardımına mı gereksinim duyuyor? Belki “A” nın da “E” olması için önüne bir “İ” gerekli. O zaman yepyeni bir harfimiz dünyaya gelmiş de haberimiz yok: “EY !” Tabii “Y” nin, yerine göre, incelip tepesine bir nokta alarak “İ” nin yerini aldığını anımsatmama gerek yok.
Bir de harflerin okunuşu konusu var. Bizde sessiz harfler, önlerine gelen sesli harflerin yardımıyla ve hepsinin önüne “e” getirilerek okunurdu: be-ce-de -ve gibi. Sonraları, ne zaman ve ne olduysa, “h” ve “k” önlerine “a” almaya başladılar. Şimdilerde bazılarının “İ” aldıkları da gözlemleniyor. Ayrıca kendilerine ses veren harfler uzun zamandır bir arkaya, bir öne gidip gelir oldular. Artık onları yerine göre, (ne demekse) eN-eS-eM ya da eL diye seslendiriyoruz. NTV ya da CNN ‘yi nasıl okuyoruz? Bir de iyice komik Ay-em-ef’imiz var. Ne mi? Şu ünlü İMF canım!...Yani “İ” de “ay” oluvermiş. Ay!..Ay!...Hay Allah! Şimdi ayırdına vardım.
Çok karıştı galiba. Sıkıldım. Sahi Türkçemizde kaç harf vardı?
Wazgechtim. Sacın ha, cafanızı carıshtırdım diye suchlamayın beni!!!
Hich bir shey düshünmaiin,bir borekchiden ya da pydeciden gechip,
Carnınızı iyice shishirin. Hoshchacalın!