İSMAİL CEM, FİLLERİ TEPEYE TAŞIYAN ADAMIN VEDASI
İsmail Cem’in 1987 yılında İstanbul’dan milletvekili seçildikten sonra kızı İpek Cem’e yolladığı kutlama kartında, kuyruğundan çektiği fili tepeye taşıyan bir fareciğin karikatürü, karikatürün üzerinde ise İngilizce “ Büyük başarı için tebrikler” yazılıdır. Kutlama kartının kapağı çevrilince sırada taşınacak 4 fil daha vardır.
Türkiye’de Politika yapmış kendi kuşağının en azından gençlik döneminde şiir yazmışlığı varken, İsmail Cem ilk şiirini 16 yaşında Ortaokul yıllarında, ikinci şiirini ise,
1995 yılında ayrılmak zorunda kaldığı CHP’den kopuşunda yazar. O yıllar daha sağlık sorunun bulunmadığı yıllardır. “Veda” ismini taşıyan şiiri, bulunduğu kuruma çok şey katan mücadeleci bir aydının boşa geçmeyen yaşantısının şiiridir.
Çok ileri bir tarihte
Çok yaşlı olarak
Sessizce ayrılmalıyım
Kimseye pek gözükmeden
Ve kimseyi rahatsız etmeden.
Masamın üzerinde
Dünden kalan işler
Tamamlanmamış yazılar
Okunmayı bekleyen kitaplar
Ve anılar ve umutlar.
Filleri kuyruğundan çekerek
Tepeleri aşırtmaktı görevim
Günler bitti filler tükenmedi
Ben elimden geleni yaptım
Gerisini siz tamamlayın.
Boşa geçmedi hayatım
Daha fazlası olabilirdi ama
'Buna da şükür' demeliyim
İşte sevgili dostlar
Ben böyle veda etmeliyim.
İsmail Cem, yaşamı politikanın dar koridorundan ibaret görmeyen “güler yüzlü politikacı”, Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunun 700.yılını Türkiye’nin gündemine getiren, Osmanlı geçmişimize hak ettiği ışığı tutmayı başarabilen “Aydın bir Kültür Bakanı “, Ege denizinin tanık olduğu Türk Yunan iyi komşuluk ilişkilerini kuran “zarif devlet adamı-kadife eldiven içindeki demir diplomat”, TRT’nin gazeteci efsane Genel Müdürüydü. Ve bütün bunların ötesinde çok okuyan, yazan, düşünen bir entelektüel, amatör bir fotoğraf sanatcısı, Çocukluğu mutluluk gören, mutlu bir çocuk; babası ve oğlu gibi fanatik bir Galatasaraylıydı.
İsmail Cem’in 21 Temmuz 2002 tarihinde liderliğini yaptığı Yeni Türkiye Partisinin kuruluş basın toplantısı açıklaması; Türk siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak Geçmişte yaşananların geride kaldığı, Geçmişte kalarak geleceği yaratmanın mümkün olmadığını söyleyen Mevlana’nın sözleriyle başlar.
“Dünle beraber gitti cancağızım, Ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
Büyük bir coşkuyla açılan YTP, İsmail Cem ve arkadaşları için yeni bir başlangıç, yeni bir umuttur. Bir genel birde yerel seçim yaşanır. Partiyi ve İsmail Cem’i hakikaten seven insanlar sevgilerini oya dönüştürmezler. “ Partiyi çok sevmiştik” diyen İsmail Cem için siyasi mücadele bitmez, Kolay değildir. “ Biz yapamamışsak başkaları yapar “ demek lazımdır.
“Herkes siyasette, aynı zamanda kendi arkadaşlarının , başkalarının emeğinin ürünüdür; bunu hiç unutmamak gerekir.” düşüncesiyle politikada paylaşmayı, dayanışmayı savunan İsmail Cem’in “ aslan sosyal demokratlar “ içinde tutunmasını sağlayan, ilçe düzeyinde, il düzeyinde destekleyen ona akıl veren de halkın kendisidir. Öyle ki Milletvekili seçimlerinde İstanbul Kadıköy ve Kayserili hemşehrileri gönülden destekleriyle hep yanında olacaktır.
Türkiye’nin evladı İsmail Cem, Can Dündar’ın İş Bankası Yayınlarından çıkan gerçekten bir nehir gibi akan Nehir söyleşi kitabıyla “ben böyle veda etmeliyim “ derken geride kalan bizlere mütevazi kişiliğiyle teşekkür ediyor.
Bizlerde, dostları, hemşehrileri, kardeşleri olarak aynı duygularla “ Filleri tepeye taşımaktan yorulmayan, sımsıcak elleriyle dünyayı kaldırmaya çalışan adama “ hoşcakal diyoruz. Bizim düşünce dünyamıza kattığın bilgelik ve yenilik düşüncesi için sonsuz teşekkür ediyoruz. Uğurlar olsun , Mekanın cennet olsun…
“ Hayat müthiş bir macera. Her insanın kendisiyle beraber olanlarla paylaştığı, ortaklaşa yaşadığı ve bir bakıma her insanın tek başına üstlendiği bir macera...
Ben kendi payıma yapmak istediklerimi yaptım, bu macerayı çok güzel bir şekilde yaşadım. Tabii zaman zaman zorlukları oldu, sıkıntıları oldu, ama bunlardan fazlaca şikayet etmeyi de başkalarına karşı haksızlık gibi görüyorum. Çünkü çok insan çok şey çekti Türkiye'de; bize düşmez kalkıp da kendi sıkıntılarımızı çok fazla abartmak...
Bundan sonra benim söyleyebileceğim; insanlarımız, Türkiye'nin geleceğine güvensinler; daha dikkatli olsunlar, kendilerine daha çok inansınlar. Geçmişe, kültürümüze sahip çıksınlar. Ama bunların tek başına yetmeyeceğini, dünyaya açıldığımız bir çağda yaşadığımızı da bilsinler. Dileğim toplumun, bireyin bu doğrultuda gelişmesi... Kavgayla hiçbir şeyin çözülemeyeceğinin bilinmesi... Sonuçta biz çok uzun mesafeden geliyoruz; nereden geliyoruz, nereye gitmekteyiz, bizim insanlık alemine getirebileceğimiz özgün katkı nedir? Bunları hep değerlendirmek ve düşünmek gerekiyor. Biz bunları yapabiliriz, ben buna güveniyorum, topluma güveniyorum, insanıma ve insana güveniyorum.
Teşekkür ederim."







