İzmir Gazetesi

İzmir Gazetesi Nur Dolay Aşırı samimiyet mi aşırı görgüsüzlük mü ?

Aşırı samimiyet mi aşırı görgüsüzlük mü ?

E-posta Yazdır PDF
Türkiye’de eğitim yaygınlaştıkça bununla ters orantılı olarak eğitimsiz davranış ve konuşma biçimleri de kural haline gelmeye başlıyor. Bunlardan birincisi de sen ve siz sözcüklerinin arasındaki farkın unutulması ve tanıdık tanımadık, yaşlı genç herkese artık saygısızca ‘’sen’’ diye hitabedilmesi.

Eskiden genellikle kentliler veya okumuşlar, hor gördükleri köylülere ya da fakir ve eğitimsiz olduğu düşünülen insanlara ‘’sen’’ diye hitabederlerdi. Köylülerde ise başka türlüsünü bilmedikleri için ‘’sen’’ deme alışkanlığı vardı. Daha doğrusu insanlar iki kategoriye ayrılıyorlardı : ‘’Siz’’ sözüne layık görülen saygıdeğerler, ‘’sen’’  sözüyle çağrılabilecekler.
 
Günümüzde artık herkes ‘’sen’’ oldu. Bunu bir ‘’eşitlik’’ ya da ‘’demokratikleşme’’ göstergesi sayarak sevinmeli miyiz ? Yoksa kentlilerin de köylüleşmesi, görgülü insanların kaba ve terbiyesi kıt bir kalabalık içinde yokolması mı ? Anlaşılan eğitim düzeyi de bu konuda artık pek belirleyici değil.  77 yaşındaki kent hanımefendisine kendisini tedavi eden genç doktor ‘’sen’’ diye hitabediyorsa, uzun bir üniversite eğitimi bile ona ‘’siz’’ demeyi, saygılı konuşmayı öğretemediyse, Ankara’nın İstanbul’un göbeğinde yol sorduğunuz modern ve eğitimli görünene insanlar ‘’sağa dön, elli metre git’’ diye laubali bir şekilde cevap veriyorlarsa, en basit görgü ve saygı kurallarını artık toplumca çöpe atmışız demektir.

Bir çok devlet dairesinde ya da kamu kuruluşunda çalışanlar vatandaşa saygısızlığı neredeyse norm haline getirdiler.  Karşıyaka’daki Aksoy muhtarlığı bunlardan biri.

 Gerek seçim listelerinde adımı bulmak, gerekse  ikamet belgesi çıkarttırmak için uğradığımda, muhtarın saygısız, görgüsüz, laubali bir hitap şekliyle gelen gideni karşıladığını görünce şaşırdım. Karşıyaka gibi çoğunluğu okumuş yazmış insanlardan oluşan bir semtte bile gelene gidene ‘’sen’’ diye hitabeden bir muhtarın varlığı garibime gitmişti. İlkin bütün bu insanlarla muhtar arasında eskiden beri süren bir tanışıklık, ahbaplık olduğunu sandım. Ama sonra benimle de ‘’al, bak, kimliğini ver, adresin neresi’’ şeklinde konuşunca şaşırdım. Özellikle üstüne basa basa kendisine ‘’siz’’ diye hitabetmeme rağmen o bana ‘’sen’’ demekte israr ediyordu. İlkokul mezunu falan olduğu için nezaket kurallarını bilmediğini düşünerek eğitimini sordum. Meğer üniversite mezunu imiş muhtarımız. !.. Ama bana ‘’samimiyetinden’’ sen diye hitabediyormuş beyefendi. Beni ‘’kendine yakın gördüğü için’’miş.

İlk kez karşılaştığım bu adamla hiç bir samimiyetim yoktu oysa ki. Ve kendisi daha adımı bile bilmiyordu !  Üstelik de ‘’sen’’ derken konuşması en ufak bir samimiyet sıcaklığı taşımıyor, sadece buyurgan bir küstahlık içeriyordu. 

İkametgah belgemle dışarı çıktığımda ise ‘’üniversite mezunu’’ muhtarımızın elindeki basit bir kimlik kağıdını dahi doğru dürüst okumaktan aciz olduğunu farkettim. Verdiği ikamet belgesinde anne adının karşısına hiç ilgisiz bir uyduruk ad yazmıştı. Ve dış görünümünde kadın olduğundan hiç şüphe duyulamayacak bendenizi de, ya aşırı samimiyete dayanan bir muziplikten, ya da kendine daha yakın görerek erkek yapmıştı !.. Şimdi acaba ‘’gel lan asker kaçağı’’ diye başlayan ve yine aşırı samimiyet ifade eden bir yazıyla vatani görev yapmaya çağrılacak mıyım, bekliyorum. 
 

Yorumlar  

 
0 #1 Ünsal Altunbaş 2009-01-06 13:05 …Seçim sandığına yalvar yakar girip "hasbel kader(!)"seçilenler,"sen" li,"ben"li olup buyurgan ve dayatmacı olabiliyorlar.Bu olumsuz gelişme,yavaş geliştiği için fark edilmeden büyüyor.Taaa..ki sizler gibi"Kıral'ın Çıplak olduğu" nu fark eden gerçek bir aydın söyleyinceye,ya zıncaya kadar.
İzmir basını da bence bu konuda zayıf not alıyor.(İzmir Gazetesi bu yargımın dışında). Gazeteciler, gazeteler kayıkçı kavgası örneği,dedikodu larla,"Aday şu mu ,yoksa bu mu olacak?" sorularına kendilerince bir yorum veya duyumla kalem oynatıp,kentlin in dikkatini dağıtıyorlar.Adayları neye göre seçeceğiz? İyi tanıyamadığımız "sen".."ulan" veya "..ben böyle sanatın içine tükürürüm" diyebilecek şahısları bilmeden seçebiliriz.Bazı temel ölçütler gerekir.Seçim yasası bu yanıyla eksiktir.Yasaya göre,Nüfus cüzdanı varsa yeter.Ama buda bize çok iş açar,açıyor.
Alıntı
 

Yorum ekle


 http://izmir.net.tr/images/stories/kbrs.jpg  

Üye Girişi

Anket

Körfez vapuruna ne ad konmalı?
 

E-Bülten

İzmir Gazete E-Bülten abonelik

Şu An..

Şu anda 13 ziyaretçi çevrimiçi

Share/Save/Bookmark