İzmir Gazetesi

İzmir Gazetesi Nur Dolay HEPİMİZ ÇİNGENEYİZ

HEPİMİZ ÇİNGENEYİZ

E-posta Yazdır PDF

 

HEPİMİZ ÇİNGENEYİZ

Diyebilseydik keşke. New York’ta İkiz Kuleler’e saldırıldığında Le Monde gazetesi ‘’Hepimiz Amerikalıyız’’ diye başlık atmıştı. İstanbul’da Hrant Dink vurulduğunda yüz bin kişi ‘’Hepimiz Ermeni’yiz’’ sloganıyla sokağa dökülmüştü. Ama yüzyıllar boyunca aşağılanan, kıyılan, Nazi fırınlarında yakılan ve bugün de her tür horlamanın, kötü muamelenin kurbanı olan Çingeneler için kimse ayağa kalkıp benzeri şeyler söyleyecek değil. Çünkü Çingeneler’in hiç bir stratejik pazarlık değeri yok . Yani Çingeneleri kullanarak başka ülkeler üzerinde baskı yapma politikası şu an için mümkün görünmüyor.

Bu nedenle de Türkiye’ye karşı Ermeni ve Kürt hamiliğine soyunan Fransa, Çingeneler söz konusu olduğu zaman insan haklarını bir anda unutuveriyor. Üstelik de her fırsatta ‘’insan haklarını icat eden ülke’’ olduğu savıyla övünürken.


‘’Çingene’’ deyimini aşağılayıcı bulan Fransa ‘’Yolculuk İnsanları’’ gibi güzel bir isim vermiş Rom ve Sintiler’e. Ama bu güzel betimleme ne yazık ki Sarkozy’nin başını çektiği ırkçı yönetimin ağzına hiç yakışmıyor. Yolculuk İnsanları’nın kendilerine seçtikleri ‘’yolda yaşam’’ biçimine saygı duymayanların ağzına hiç yakışmıyor. Keşke bu ikiyüzlü tanımlama yerine Çingene sözcüğünü gocunulmayacak, hiç bir aşağılama içermeyen nötr bir sözcük olarak kullanabilseydik. Başka sözcüklerin arkasına saklanma gereği duymadan, utanmadan, rahat rahat Çingene diyebilseydik. Ve onlara Çingene, Rom, Sinti sözcüklerinden istediklerini kullanabilme rahatlığını verebilmiş olsaydık.


Bugün gelinen noktada artık sözcüklerin çok ötesinde aktif bir ırkçı girişim var Fransa’da. Sarkozy’nin fitilini tutuşturduğu bu ırkçılık isterisi tüm ülkeyi sarmış durumda. Nazi Almanya’sından Petain Fransa’sına sarkan kimi yöntemler 70 yıl sonra hortlamış sanki. Yahudiler’e dokunmak bugün artık biraz daha zor olsa da Çingeneler’i hedefleyen atışlar serbest. Av mevsimi açıldı ve her yerde resmi makamlar Çingene avında birbirleriyle yarışa çıkmış gibiler. Karavanların herhangi bir kasabaya yaklaşmasına, herhangi bir boş arazide konaklamasına izin verilmiyor, konaklayanlar polis ve asker gücüyle çıkarılıyorlar, kamplara birbiri ardına baskınlar yapılıyor.


Oysa ki bir kaç yıldan beri yasalar her belediyeye gezici toplulukların konaklayabilecekleri bir alan tespit etmesi şeklinde bir yükümlülük getirmişti. Gerçi buna belediyelerin sadece % 20’si uydu ve onlar da sadece hiç kimsenin gitmek istemeyeceği yüksek gerilim hatlarının altındaki alanları bu işe ayırdılar. Ama artık buralarda bile çingenelerin konaklayabilmesi imkansızlaştırılıyor. Amaç hepsini derdest edip Fransa topraklarının dışına atmak. Neyse ki artık Auschwitz’deki fırınlar kapandı. Yahudiler’in göğüslerine takılan sarı yıldızlar ise Çingeneler için gereksiz, çünkü Petain Fransa’sında icat edilmiş ‘’pratik çözüm’’ onlar için hala geçerliliğini koruyor: Dolaşım karnesi! Bunu üzerlerinde taşımak ve her üç ayda bir karakola giderek vize ettirmek zorundalar. Başka hiç bir vatandaşa uygulanmayan bir aşağılamanın, potansiyel suçlu muamelesinin her üç ayda bir yeniden yeniden tescil edilmesi yani. Parolası ‘’özgürlük, eşitlik, kardeşlik’’ olan bir ülkede!


Son zamanlarda artık bu ırkçı ‘’dolaşım karneleri’’ de para etmiyor. Onunla bile azıcık vatandaşlık statüsüne sahip olamıyorlar Çingeneler. Olan yarı vatandaşlıkları da ellerinden alınmak isteniyor. Hepsini Apatrid (vatansız) yaparak sınır dışı etmek istiyor Cumhurbaşkanı. Oysa ki pek çoğu ondan daha öncesinden beri bu ülkede yaşayan insanlar. Sadece 3. kuşak bir göçmen çocuğu olan Sarkozy’den çok daha eski Fransızlar. Ve nereye gidecekler? Bin yıl önce atalarının terkettiği Hindistan’a mı? Ya da bugün yeni göçmen kardeşlerinin geldiği Romanya’ya mı? Ama Fransa’ya yeni gelenler Romanya vatandaşı olsa bile, Romanya zaten AB’ye dahil. Ve Romanya çingenelerinin de diğer Romanya vatandaşları kadar Avrupa içinde serbest dolaşım hakları var.


Görünüşte her şey sıradan bir polisiye olayla başlamış gibi. İlkin olayda güvenlik güçlerinden biri öldürülüyor, öldüren kişi de tesadüfen çingene çıkıyor. Ama bugün gelinen noktada artık kimse olayı hatırlamıyor bile. Sadece o olayın ateşlediği cadı kazanı var ortada. Hergün gazetelerde, televizyon ekranlarında çingenelerin konakladıkları yerlere baskınlar, bu ‘’suç toplumunun’’ nasıl ve nereye sürülebileceği, suç işleyen yabancı kökenli Fransızlar’ın (kaç kuşak öncesine kadar yabancı) ellerinden vatandaşlıklarının alınıp alınamayacağı tartışılıyor. Tüm Fransa cinnet geçirir gibi.


Sanki şu 60 milyonluk ülkede hiç katil yok, hiç hırsız yok, ‘’kökten Fransız’’ olan hiç kimse en ufak bir suç işlemiyor. Sadece çingeneler ve biraz daha genellemeyle yabancı kökenli Fransızlar var suç işleyen. Onlar vatandaşlıktan çıkarılıp sınırdışı edildikleri anda Fransa’da artık hiç suç işlenmeyecek, 60 000’den fazla tutuklunun yattığı hapisaneler boşalacak!.


Oysa ki bu ‘’suçlu yabancılar’’ isterisi doruğuna çıkmışken patlak veren bir cinayet olayı insanların kanını dondurabilirdi: bir kadın öldürdüğü 70’lik kocasını 2 yıldır derin dondurucuda saklamıştı. Ama kimsenin aklına bu öz be öz Fransız koca katiline bakarak 60 milyon Fransız’ın tümünü suçlamak, bu ülkede yaşama haklarını ellerinden alarak başka bir gezegene postalamak gelmedi. Nitekim kadının haber bültenlerinde tahta çıkışı da çok uzun sürmedi ve iki gün sonra yine asıl konuya dönüldü. Yani çingeneler.


Aslında sorun çok daha başka. Sarkozy’nin canını sıkan dert çingeneler değil, maliye bakanından başlayarak tüm hükümeti ağır bir töhmet altında bırakan ağır yolsuzluk skandalı. Ama günah keçisi olarak toplumun en zayıfları, en korumasızları olan çingeneler seçilip dikkatler onların üzerine kaydırılıyor, yolsuzluk dosyaları unutturuluyor, zaten çoğu Sarkozy tarafına geçirilmiş yandaş medya da seve seve bu oyunu oynayıp, kamuoyunu her gün bu tartışmayla oyalarken, ırkçılık tehlikeli bir virüs gibi toplumun kılcal damarlarına kadar yayılıp yerleşiyor.


Burası bir demokrasi ve halkın çoğunun oylarıyla başa geçmiş bir hükümet tarafından yönetiliyor.


Nur DOLAY

Paris, 17 Ağustos 2010




 


 

Yorum ekle


 http://izmir.net.tr/images/stories/kbrs.jpg  

Üye Girişi

Anket

Körfez vapuruna ne ad konmalı?
 

E-Bülten

İzmir Gazete E-Bülten abonelik

Şu An..

Şu anda 22 ziyaretçi çevrimiçi

Share/Save/Bookmark