İzmir Gazetesi

İzmir Gazetesi Nur Dolay ‘’STATÜKOCULUK’’ VE ‘’DÖNÜŞÜM’’

‘’STATÜKOCULUK’’ VE ‘’DÖNÜŞÜM’’

E-posta Yazdır PDF

 

 

 

"Statükocu"yum, çünkü ormanların içine kaçak yapılan beton sitelerin, villaların yasallaştırılarak, tüm orman alanlarının yağma Hasan’ın böreğine dönüştürülmesine karşıyım.


Statükocu”yum, çünkü Allah’ın gürül gürül akan derelerindeki suyun özel şahısların mülkiyetine, HES denen rant kapısına dönüştürülmesine karşıyım. Yüzyıllardır bu derelerin kenarında yaşayan köylülerin yine o sularda balık tutabilmelerini, çocukların yüzebilmelerini istiyorum.


Statükocu”yum, çünkü Hasankeyf, Allianoi gibi yüzyılların ötesinden süzülerek günümüze kadar gelebilmiş tarihi değerlerin kuma gömülüp baraja dönüştürülmesine karşıyım.


Statükocu”yum, çünkü ülkenin dörtte üçünün yeraltını madencilerin talanına sunarak yaşadığımız toprakların köstebek yuvasına dönüştürülmesine karşıyım.


Statükocu”yum, çünkü bu girişimlere karşı mücadeleyi kökünden frenlemeye yönelik bir yasal altyapı oluşturulmasına karşıyım. O beğenmediğimiz Kenan Evren anayasasıyla bile kamu adına çevre davaları açılabiliyordu, kimi fedakar avukatlar kendi ceplerinden bilirkişi parası ödeyerek mahkemelerde yürütmeyi durdurma kararları çıkartabiliyorlardı, ama sivil darbe anayasası tüm çevre mücadelecilerinin ellerini kollarını bağlamayı hedefliyor. Sahte ÇED raporlarıyla ormanı, denizi, dağı, dereyi betonlayıp ranta çeviren bu anlayışın yeni 12 Eylül anayasayla kayıtsız şartsız bir egemenliğe dönüştürülmesine karşıyım.


Statükocu”yum, çünkü işçilerin uzun mücadeleler sonu 60’lı yılarda kazandığı grev hakkının iğdiş edilerek, patronun isteklerinin dayatıldığı bir zorunlu anlaşmaya dönüştürülmesine ve bunun ‘’toplu sözleşme’’ diye yutturulmak istenmesine karşıyım.


‘’Statükocu’’yum, çünkü Türkiye’nin küresel sermaye için ağzı bağlanmış bir ucuz emek deposuna, yoksul gençlerin işgal altındaki ülkelerde olduğu gibi küresel sermayenin bekçilerine dönüştürülmesine karşıyım.


Statükocu”yum, çünkü güdük de olsa, yetersiz de olsa az çok varolan hukuk devletinin yeni 12 Eylül darbesiyle tam bir keyfi şahıs rejimine dönüştürülmesine karşıyım. Yasalar yerine belirsizliğin egemen olduğu, muhalif düşünenin Silivri kamplarında çürümeye yollandığı, imzasız ihbar mektuplarının delil sayıldığı, iktidar tarafı olmayanın bertaraf edileceği, herkesi dinleyen hükümet kulağının buna ek olarak herkesin adresini ve kişisel bilgilerini cellatların önüne atmaya hazırlandığı bu korku rejimine ve onun bir de yasal kılıfla pekiştirilmesine karşıyım.


Statükocu”yum, çünkü 23 Nisan’da başbakan koltuğuna oturan çocuğa bu görevi ‘’astığın astık, kestiğin kestik’’ diye tarif eden başbakanın demokrasiyi padişahlık rejimine dönüştürmesine karşıyım. Demokrasinin olmazsa olmaz ‘’kuvvetler ayrılığı’’ ilkesini çiğneyerek, Yasama, Yürütme ve Yargıyı kaynaştıran, kendi yargıçlığını kendi yapan denetimsiz bir keyfiliğe dönüştürülmesine karşıyım.


‘’Statükocu’’yum, çünkü minareleri süngü, kubbeleri miğfer, Müslümanları da asker gibi gören anlayışın ülkeyi düşman kamplara bölmesine, özgür bireyleri cemaatlere hapsetmesine ve sürü haline dönüştürmesine karşıyım.


‘’Statükocu’’yum, çünkü laik cumhuriyetin İslam Cumhuriyetine dönüştürülmesine karşıyım. Cumhuriyetin 80 yıl önce peçeden çarşaftan erkek baskısından kurtardığı, seçme ve seçilme hakkına kavuşturduğu kadını 2010’da utanılacak bir yaratıkmışcasına yeniden bohçalayarak görünmezliğe iten, kara çarşaflarla üstünü örterek fiziki hareketlerini bile kısıtlayan, onu bir insan olarak değil sadece bir cinsel obje olarak algılayan ilkel anlayışın geri getirilmesine karşıyım. Kadınların toprağa gömülüp taşlandığı, erkeklerin vinç uçlarına asılıp sallandırıldığı barbalık düzenini İran’dan Türkiye’ye yamalama çabalarına karşıyım.


Kuzey Kore veya İran diktatörlüklerinde olduğu gibi bir çok internet sitesini yasaklayan zorba anlayışın ne düşüneceğ,mize, ne izleyeceğimize, ne okuyacağımıza bizim yerimize karar vermesine karşıyım. .


Kurnaz din tüccarları yarattıkları kavram karışıklığında bizleri ‘’statükocu’’ etiketiyle damgalamak isterken, kendileri devrimci mi oldular acaba ? Daha düne kadar ‘’muhafazakar’’ diye tanımlamıyorlar mıydı kendilerini ? Muhafazakar, varolanı muhafaza eden, koruyan demektir. Değiştirmek istemeyen. Yani statükocu. Ama korudukları tek şey kendi özel çıkarları ve servetleri. Onun dışındaki tüm değerleri satmaya, bireysel özgürlükleri, emekçilerin ve kadınların tüm kazanımlarını değiştirmeye hazırlar. Ama ileriye doğru değil, geriye çevirerek, 80 yıl, 100 yıl geriye. Statükocu diye adlandırdıkları bizler ise, ‘’muhafazakar’’lık edip en azından eldekini korumaya çabalıyoruz. İlerletemesek de 100 yıl geriye dönüşümü durdurmak için.


Nur DOLAY 25.9.2010

 

Yorum ekle


http://izmir.net.tr/images/stories/kbrs.jpg

 


"KALİTE VE TİTİZLİK BİZİM İŞİMİZ "
"TASARIMDAN UYGULAMAYA
EN İYİ ÇÖZÜMLER"

 

MEDENTA İNŞAAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
Telefon : 0 (232) 2374931  
Faks : 0 (232) 2641051
OSMAN AKSUNER MAHALLESİ 5900 SOKAKNO:86 D.A KAT:1 KARABAĞLAR KONAK / İZMİR


    

Üye Girişi

Anket

Körfez vapuruna ne ad konmalı?
 

E-Bülten

İzmir Gazete E-Bülten abonelik

Şu An..

Şu anda 11 ziyaretçi çevrimiçi

Share/Save/Bookmark